Sait Faik Abasiyanik Museum
Makale Okuma Süresi
2 January 2026 tarihinde Özgür Gülün tarafından güncellendi.
Burgazada’da Edebiyatla Nefes Almak
İstanbul, yüzyıllar boyunca sayısız sanatçıya ilham vermiş bir şehir olsa da, bazı mekânlar vardır ki edebiyatla neredeyse özdeşleşmiştir. Burgazada’da, denize bakan mütevazı bir ev işte böyle bir mekândır. Sait Faik Abasiyanik Museum, yalnızca bir yazarın yaşadığı evi görmek isteyenlerin değil; insanı, hayatı ve sıradan olanın güzelliğini anlamak isteyen herkesin uğraması gereken çok özel bir duraktır.
Bir turist rehberi olarak bu müzeyi anlatırken, ziyaretçilere hep şunu söylerim: “Buraya bir müze gezmeye değil, bir yazarın dünyasına misafir olmaya geldik.” Çünkü Sait Faik’in evi, klasik anlamda sergilenen objelerden çok, bir ruh hâlini taşır. Burgazada’nın sessizliği, martı sesleri ve denizin kokusu; onun öykülerinde karşımıza çıkan atmosferle birebir örtüşür.
Sait Faik Abasıyanık’ın Hayat Hikâyesi (Biyografi)
Çocukluk Yılları: Adapazarı’ndan İstanbul’a
Sait Faik Abasıyanık, 23 Kasım 1906 tarihinde Adapazarı’nda dünyaya geldi. Babası Mehmet Faik Efendi, annesi ise hayatında çok özel bir yere sahip olan Makbule Abasıyanık’tır. Annesi, Sait Faik’in yaşamı boyunca hem maddi hem de manevi anlamda en büyük destekçisi olmuştur.
Çocukluk yıllarında doğayla iç içe bir ortamda büyüyen Sait Faik, insanları gözlemlemeye erken yaşlarda başlar. Mahalle hayatı, küçük esnaf, sokakta oynayan çocuklar ve gündelik yaşamın sıradan kahramanları, ileride yazacağı öykülerin ana malzemesi hâline gelir.
Eğitim Hayatı ve Edebiyata Yakınlaşma
Sait Faik, İstanbul Erkek Lisesi’nde eğitim görür. Bu yıllarda edebiyata olan ilgisi belirginleşir. Okul hayatında disiplinli bir öğrenci olduğu söylenemez; ancak okuma tutkusu ve yazma isteği dikkat çeker.
Babasının isteğiyle iktisat eğitimi alması için önce İsviçre’ye, ardından Fransa’nın Grenoble kentine gönderilir. Ancak akademik eğitim, onun ruhuna uygun değildir. Bu durum, onun hayata bakışını ve bireysel özgürlüğe verdiği önemi daha da pekiştirir.
Avrupa Yıllarının Etkisi
Fransa’da geçirdiği yıllar, Sait Faik’in yazarlığında önemli bir kırılma noktasıdır. Avrupa şehirlerinde sokak hayatını gözlemler, kafelerde saatler geçirir, yalnız insanları izler. Bu dönemde modern öykücülükle tanışır ve klasik anlatı kalıplarından uzaklaşmaya başlar.
Onun öykülerinde sıkça rastlanan “an” duygusu, bu yılların doğrudan bir yansımasıdır. Olaydan çok atmosfer, sonuçtan çok duygu önemlidir.
İstanbul, Burgazada ve Yazarın Sığınağı
Türkiye’ye döndükten sonra çeşitli işlerde çalışsa da hiçbirine uzun süre tutunamaz. Yazmak, onun için bir meslekten ziyade bir varoluş biçimidir. Bu dönemde Burgazada, Sait Faik’in hayatında merkezi bir yer edinir.
Balıkçılarla kurduğu dostluklar, ada kahvelerinde yaptığı sohbetler ve denizle kurduğu bağ, öykülerine derinlik kazandırır. Burgazada, onun için hem yalnızlığın hem de insan sevgisinin mekânıdır.
Hastalık, Olgunluk Dönemi ve Ölüm
1940’lı yıllarda siroz hastalığına yakalanan Sait Faik, bu hastalıkla uzun süre mücadele eder. Hastalığı ilerledikçe yazılarındaki hüzün artar; ancak hayata olan bağlılığı ve insan sevgisi asla azalmaz.
11 Mayıs 1954 tarihinde hayata veda eden Sait Faik Abasıyanık, Türk edebiyatında silinmez bir iz bırakır.
Sait Faik Abasıyanık’ın Edebi Kişiliği ve Anlayışı
Sait Faik Abasıyanık, Türk edebiyatında yalnızca bir öykücü değil, aynı zamanda bir duyarlılık ve vicdan temsilcisi olarak kabul edilir. Onun edebiyat anlayışı, belirli bir ideolojinin ya da siyasî söylemin hizmetinde değildir. Aksine, insanın varoluşuna, yalnızlığına ve gündelik hayattaki küçük mutluluklarına odaklanır.
Sait Faik, klasik olay örgüsüne dayalı hikâyeleri bilinçli olarak reddetmiştir. Okurdan beklentisi, bir sonuca ulaşmak değil; bir ruh hâlini hissetmektir. Bu nedenle onun öykülerinde belirsizlik, açık uçlu anlatım ve sezgi çok önemli bir yer tutar.
Yazar, kendisini “toplumcu gerçekçi” ya da “bireyci” kalıplarının içine hapsetmez. Onun edebiyatı, insanı merkeze alan insancıl bir edebiyattır. Balıkçılar, hamallar, işsizler, sokak çocukları ve adalılar; onun kaleminde edebiyatın asli kahramanları hâline gelir.
Sait Faik Abasıyanık’ın Atatürk ve Siyasetle İlişkisi
Sait Faik Abasıyanık, doğrudan siyasî metinler kaleme alan bir yazar değildir. Ancak yaşadığı dönem, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ve dönüşüm yıllarına denk gelir. Bu nedenle onun hayatı ve edebiyatı, dönemin siyasî atmosferinden tamamen bağımsız düşünülemez.
Atatürk’e Bakışı
Sait Faik’in Mustafa Kemal Atatürk’e bakışı, dönemin birçok aydını gibi saygı ve hayranlık temellidir. Atatürk’ü, Türkiye’yi çağdaş dünyaya taşıyan bir lider olarak görür. Doğrudan Atatürk’ü konu alan edebî metinleri bulunmasa da, Cumhuriyet’in getirdiği özgürlük ortamı, onun yazarlığını mümkün kılan temel zeminlerden biridir.
Cumhuriyet’in erken döneminde basın ve edebiyat dünyasında oluşan görece özgürlük ortamı, Sait Faik’in alışılmış kalıpların dışında yazabilmesini sağlamıştır. Bu anlamda Atatürk devrimlerinin, dolaylı da olsa, onun edebi cesaretini beslediği söylenebilir.
Diğer Siyasi Figürlerle İlişkisi
Sait Faik, dönemin siyasetçileriyle yakın ilişkiler kuran bir yazar değildir. Onun duruşu, siyasetten bilinçli bir mesafe koymak şeklindedir. Tek parti döneminin ideolojik baskılarına karşı, edebiyatı bir kaçış ve özgürlük alanı olarak görmüştür.
Bu mesafe, onu siyasetten uzak bir yazar gibi gösterse de, aslında eserlerinde güçlü bir toplumsal vicdan barındırır. Yoksulluk, dışlanmışlık ve adaletsizlik, onun öykülerinde sıkça karşımıza çıkan temalardır.
Çağdaşı Olan Sanatçılarla İlişkileri
Sait Faik Abasıyanık, yaşadığı dönemin birçok önemli edebiyatçı ve sanatçısıyla aynı kültürel çevrede bulunmuştur. Ancak hiçbir edebî topluluğun ya da akımın sıkı bir üyesi olmamıştır.
Orhan Veli ve Garip Kuşağı
Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat’tan oluşan Garip Kuşağı ile aynı dönemde üretmiş olsa da, Sait Faik bu hareketin doğrudan içinde yer almaz. Ancak yalın dil anlayışı ve sıradan insanlara duyduğu ilgi bakımından Garipçilerle ortak bir duyarlılığı paylaşır.
Sabahattin Ali ile İlişkisi
Sait Faik ile Sabahattin Ali, farklı dünya görüşlerine sahip olmalarına rağmen birbirlerinin edebiyatına saygı duyan iki önemli yazardır. Sabahattin Ali’nin daha toplumsal ve politik çizgisine karşılık, Sait Faik daha bireysel ve sezgisel bir yol izlemiştir.
Diğer Edebiyatçılar ve Ressamlar
Yaşar Kemal, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı) gibi isimlerle aynı kültürel iklimi paylaşmıştır. Özellikle Halikarnas Balıkçısı ile deniz ve insan sevgisi üzerinden örtüşen bir duyarlılık söz konusudur.
Burgazada’daki Eve Gelen Önemli Ziyaretçiler
Sait Faik Abasıyanık’ın Burgazada’daki evi, yalnızca bir yaşam alanı değil; aynı zamanda bir entelektüel buluşma noktası olmuştur. Yazarın hayatta olduğu dönemlerde ve sonrasında bu eve pek çok önemli isim gelmiştir.
Bu evi ziyaret edenler arasında:
- Dönemin yazar ve şairleri
- Gazeteciler ve edebiyat eleştirmenleri
- Genç edebiyatçılar ve öğrenciler
Sait Faik, genç yazar adaylarıyla sohbet etmeyi sever, onların metinlerini dinler ve çoğu zaman yol gösterici olurdu. Ancak bunu hiçbir zaman öğretici bir üslupla yapmaz; daha çok sohbet havasında gerçekleştirirdi.
Sait Faik Abasıyanık’ın Eserleri ve Ürettiği Edebi Türler
Sait Faik Abasıyanık, Türk edebiyatında özellikle öykü türüyle tanınmış olsa da, edebi üretimi yalnızca bununla sınırlı değildir. O, farklı türlerde eserler vererek çok yönlü bir edebiyatçı kimliği ortaya koymuştur. Ancak hangi türde yazarsa yazsın, merkezde her zaman insan, yaşam sevgisi ve gündelik hayatın sıradan ayrıntıları yer alır.
Öykü (Hikâye)
Sait Faik denildiğinde akla ilk gelen edebi tür öyküdür. Türk edebiyatında modern öykünün kurucularından biri kabul edilir. Olaydan çok duruma ve atmosfere dayalı öykü anlayışıyla, kendisinden sonraki pek çok yazarı etkilemiştir.
Öykülerinde klasik giriş–gelişme–sonuç yapısını bilinçli olarak kırmış; anlık duygulara, iç monologlara ve gözleme dayalı anlatımlara yönelmiştir. Balıkçılar, işsizler, adalılar, sokak insanları ve yalnız bireyler bu öykülerin başkahramanlarıdır.
Başlıca öykü kitapları:
- Semaver (1936)
- Sarnıç (1939)
- Şahmerdan (1940)
- Lüzumsuz Adam (1948)
- Mahalle Kahvesi (1950)
- Havada Bulut (1951)
- Son Kuşlar (1952)
- Alemdağ’da Var Bir Yılan (1954)
Roman
Sait Faik, roman türünde çok fazla eser vermemiştir. Bunun temel nedeni, uzun soluklu kurgular yerine kısa ve yoğun anlatımları tercih etmesidir. Buna rağmen yazdığı tek roman, onun edebi dünyasını anlamak açısından oldukça önemlidir.
- Medar-ı Maişet Motoru (1944): Daha sonra Birtakım İnsanlar adıyla yayımlanmıştır. Roman, dönemin küçük insanlarını, geçim derdini ve toplumsal yapıyı ele alır. Roman türünde olmasına rağmen, öykü tadında sahneler ve karakterler dikkat çeker.
Şiir
Sait Faik, şiir alanında çok üretken olmamakla birlikte, yazdığı şiirlerde de kendine özgü sesini korumuştur. Şiirlerinde serbest ölçüyü tercih etmiş, bireysel duygulara ve yaşama sevincine odaklanmıştır.
- Şimdi Sevişme Vakti: Onun şiir anlayışını yansıtan en bilinen çalışmasıdır. Şiirlerinde de insan sevgisi ve özgürlük duygusu ön plandadır.
Röportaj, Deneme ve Gazete Yazıları
Sait Faik Abasıyanık, döneminin çeşitli gazete ve dergilerinde röportajlar, denemeler ve kısa yazılar kaleme almıştır. Bu yazılarda edebiyat dışındaki gündelik hayat, insan ilişkileri ve İstanbul gözlemleri öne çıkar.
Bu metinler, onun yalnızca bir öykücü değil; aynı zamanda güçlü bir gözlemci ve düşünür olduğunu da gösterir.
Çeviri ve Diğer Çalışmalar
Sait Faik’in az sayıda da olsa çeviri çalışmaları bulunmaktadır. Bu çeviriler, onun Batı edebiyatını yakından takip ettiğini ve farklı anlatım biçimlerine duyduğu ilgiyi ortaya koyar.
Bu yönleriyle Sait Faik Abasıyanık, tek bir türle sınırlı kalmayan; ancak her türde kendi edebi duyarlılığını koruyan çok yönlü bir yazardır.
Sait Faik Abasıyanık Müzesi’nin Tarihi
Sait Faik Abasıyanık Müzesi, Türk edebiyatında bireysel bir yazar mirasının kamusal bir kültür değerine dönüşmesinin en anlamlı örneklerinden biridir. Bugün Burgazada’da ziyaret edilen bu müze, yalnızca bir edebiyatçının yaşadığı ev değil; Cumhuriyet dönemi edebiyat anlayışını, insan sevgisini ve toplumsal sorumluluk bilincini bir arada temsil eden yaşayan bir hafıza mekânıdır.
Vasiyet ve Bağış Süreci
Sait Faik Abasıyanık, 11 Mayıs 1954 tarihinde, henüz 48 yaşındayken hayata veda ettiğinde geride yalnızca güçlü bir edebi miras değil, aynı zamanda çok bilinçli bir vasiyet bırakmıştır. Bu vasiyetin hayata geçirilmesinde en büyük rol, annesi Makbule Abasıyanık’a aittir.
Makbule Abasıyanık, oğlunun Burgazada’daki evini ve Sait Faik’e ait telif haklarını Darüşşafaka Cemiyeti’ne bağışlamıştır. Bu bağışın temel şartı, evin bir müze olarak korunması ve Sait Faik’in eserlerinden elde edilecek gelirlerin Darüşşafakalı öğrencilerin eğitiminde kullanılmasıdır.
Bu yönüyle Sait Faik Abasıyanık Müzesi:
-
Bir anı mekânı olmanın ötesine geçer
-
Edebiyat ile eğitimi birleştirir
-
Kültürel mirası toplumsal faydaya dönüştürür
Müzenin Açılışı
Sait Faik Abasıyanık Müzesi, 1959 yılında ziyarete açılmıştır. Bu tarih, Türkiye’de edebiyat müzelerinin son derece sınırlı olduğu bir döneme denk gelir. Dolayısıyla müze, açıldığı andan itibaren yalnızca Burgazada için değil, Türkiye genelinde edebiyat dünyası için de önemli bir merkez hâline gelmiştir.
İlk yıllarda müzeyi daha çok:
-
Sait Faik’i yakından tanıyan yazarlar
-
Edebiyat öğretmenleri ve öğrencileri
-
Akademisyenler
ziyaret etmiştir. Zamanla müze, Burgazada’nın kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiş ve adaya gelen ziyaretçilerin mutlaka uğradığı bir durak olmuştur.
Restorasyon ve Yeniden Düzenleme Süreci
Yapının zaman içinde yıpranması ve sergileme koşullarının çağdaş müzecilik anlayışına cevap verememesi nedeniyle müze çeşitli dönemlerde restorasyon çalışmalarına alınmıştır. En kapsamlı restorasyon çalışmaları 2010’lu yıllarda gerçekleştirilmiştir.
Bu süreçte:
-
Evin özgün mimari dokusu korunmuş
-
Sait Faik’in yaşadığı döneme ait atmosfer yeniden oluşturulmuş
-
Sergilenen eşyalar daha anlatı odaklı bir düzene kavuşmuştur
Müze, bu çalışmaların ardından 2013 yılında yenilenmiş hâliyle yeniden ziyarete açılmıştır.
Müze Koleksiyonu
Sait Faik Abasıyanık Müzesi’nde sergilenen koleksiyon, yazarın hem edebi hem de gündelik yaşamını yansıtan özgün parçalardan oluşur. Müze içerisinde ziyaretçilerin görebileceği başlıca unsurlar şunlardır:
-
Sait Faik’in çalışma masası ve daktilosu
-
El yazmaları ve not defterleri
-
İlk baskı kitaplar
-
Aile fotoğrafları
-
Günlük yaşamda kullandığı kişisel eşyalar
Bu koleksiyon, ziyaretçiye yalnızca bilgi sunmaz; Sait Faik’in dünyasına duygusal bir bağ kurma imkânı verir.
Sait Faik Abasıyanık Müzesi Ziyareti İçin İpuçları
Burgazada’ya gelen ziyaretçiler için Sait Faik Abasıyanık Müzesi, ada gezisinin en anlamlı duraklarından biridir. Küçük ama yoğun bir anlatı sunan bu müzeyi gezerken bazı ipuçları deneyimi zenginleştirir.
Ziyaret Zamanı
Müze, özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında daha sakin bir atmosfer sunar. Hafta içi günleri, hem müzeyi rahatça gezmek hem de Burgazada’nın huzurlu havasını hissetmek açısından idealdir.
Giriş Ücreti: Ücretsiz
Çalışma Saatleri: Pazartesi ve Salı günleri kapalı. Diğer günler 10.30 – 16.30 saatleri arası ziyaret edilebilir.
Ziyaret Sırasında
-
Müze küçük bir alan olduğu için sessiz olunması önerilir
-
Sergilenen eserlere dokunulmamalıdır
-
Fotoğraf çekimi bazı bölümlerde kısıtlı olabilir
Rehberli Ziyaretin Önemi
Bir turist rehberi eşliğinde yapılan ziyaretlerde, müze yalnızca bir ev olarak değil; Sait Faik’in edebiyat anlayışının somutlaştığı bir mekân olarak algılanır. Ziyaret öncesinde veya sonrasında Semaver ya da Son Kuşlar gibi eserlerden bölümler okumak, mekânla kurulan bağı güçlendirir.
Sonuç: Yaşayan Bir Edebiyat Belleği
Sait Faik Abasıyanık Müzesi, Burgazada’nın sessiz sokakları arasında yer alan sıradan bir ev değil; Türk edebiyatında insan sevgisinin, doğa duyarlılığının ve sade anlatımın somutlaştığı bir bellek mekânıdır. Bu müze, Sait Faik’in “yazmak yaşamak gibidir” anlayışını bugün hâlâ ziyaretçilerine hissettirmeye devam eder.

