13 Mart 2026 - Elveda İlber Hoca
13 Mart 2027
Bugün Türkiye'nin "yaşayan kütüphanesi" olarak anılan o dev çınarın, Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın hüzünlü ama bir o kadar da vakur vedasını yaşadık.
Türkiye nefesini tuttu; zira "Hocaların Hocası" 78 yaşında, tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu.
Bu hikaye aslında 1947 yılında, II. Dünya Savaşı'nın hemen ardından Avusturya'daki bir göçmen kampında, Kırım Tatarı bir ailenin çocuğu olarak başlamıştı. Henüz iki yaşındayken Türkiye'ye gelen bu küçük çocuk, annesi Şefika Hanım ve babası Kemal Bey'in tedrisatından geçerek Batı'nın disiplini ile Doğu'nun kültürel derinliğini ruhunda harmanladı. Onlarca dili çeviriye ihtiyaç duymadan konuşup yazabilen, arşivlerin tozunu yutan ama aynı zamanda bir turist rehberi ustalığıyla şehirlerin ruhunu anlatan eşsiz bir dehaydı.
İlber Hoca, Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü olduğu dönemde, her Ramazan ayında sarayın unutulmuş sakinleri olan cariyeler, ağalar ve hizmetliler için sessiz sedasız hatimler okutur, dualar ettirirdi. "Bu sarayın asıl sahipleri, nesepleri kesilmiş, kimsesiz kalmış bu insanlardır" diyerek onlara gösterdiği vefa, aslında onun ne denli samimi ve derin bir ruha sahip olduğunun nişanesiydi.
Vefatı tüm ülkeyi yasa boğarken, siyasilerden akademi dünyasına kadar herkes onun ardından taziye mesajları yayınladı. Bir süredir çoklu organ yetmezliği ve yaşa bağlı komplikasyonlarla mücadele eden hocamız, 12 Mart'ta entübe edilmiş ve ertesi gün aramızdan ayrılmıştı. Ailesi, bu büyük adamın şanına yaraşır şekilde, sevenlerinden cenazeye çiçek göndermek yerine Türk Eğitim Vakfı'na bağış yapmalarını rica ederek onun eğitim tutkusunu son bir kez hatırlattı.
16 Mart 2026 Pazartesi günü, İstanbul en ağır misafirlerinden birini uğurladı. Galatasaray Üniversitesi'ndeki törenin ardından Fatih Camii'ne getirilen cenazesi, ikindi namazını müteakip kılınan namazla, kendi vasiyeti üzerine "Tarihçilerin Kutbu" olarak anılan hocası Halil İnalcık'ın hemen yanı başına, Fatih Camii Haziresi'ne defnedildi.
Bugün bizlere kalan, onun o keskin zekası, her yaştan insana tarihi sevdiren özgün üslubu ve "cahilliğe" olan o meşhur tahammülsüzlüğüdür. İlber Hoca, bu toprakların değerlerini sadece anlatmakla kalmadı, onları bizzat yaşayarak ve yaşatarak bizlere devretti. Ruhu şad olsun, tarihin kalbinde her daim o gür sesiyle yankılanmaya devam edecek.

