Hachiko Heykeli
Makale Okuma Süresi
17 February 2026 tarihinde Özgür Gülün tarafından güncellendi.
Merhaba değerli misafirler! Bugün sizi Tokyo’nun belki de en canlı, en hareketli ama bir o kadar da hüzünlü bir hikâyeye ev sahipliği yapan noktasına, Shibuya İstasyonu’na götürüyorum. Ayaklarımızın altındaki bu devasa istasyon adeta bir labirent gibidir; ancak burada herkesin yolunu bulmasını sağlayan, kalpleri birleştiren bir buluşma noktası vardır: Hachiko Heykeli.
Gelin, kalabalığın arasından sıyrılıp bu sadık dostun hikâyesini yerinde, benden dinleyin:
Shibuya, 1970’lerden bu yana Tokyo’nun en önemli ulaşım merkezlerinden biri olmuştur ve bugün milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan ikonik bir bölgedir. İstasyonun beş ana çıkışı bulunur, ancak en meşhuru hiç şüphesiz heykelin de bulunduğu Hachiko Çıkışıdır (Hachiko-guchi). Bu çıkış, modern Tokyo’nun karmaşası içinde “vefa” kavramının bir anıtı gibi yükselir.
Hikâyemiz 1923 yılında, Akita eyaletinde bembeyaz bir Akita yavrusunun doğmasıyla başlar. Bu yavruyu 1924 yılında Tokyo Üniversitesi’nde profesör olan Dr. Hidesaburō Ueno sahiplenir. Profesör ona, Japoncada “sekizinci” anlamına gelen “Hachi” adını verir.
Aralarındaki bağ o kadar güçlüdür ki, Hachiko her sabah profesörü bu istasyona kadar geçirir, her akşam tam saatinde onu karşılamak için kapıda beklerdi. Ancak 1925 yılının o acı Mayıs sabahında, Profesör Ueno üniversitede geçirdiği ani bir inme/kalp krizi sonucu hayata veda eder ve bir daha o trenden inemez.
Hachiko, sahibinin dönmeyeceğini asla kabul etmedi. Tam dokuz yıl boyunca, yazın sıcağına, kışın karına aldırmadan her gün aynı saatte Shibuya İstasyonu’nun kapısına geldi. Onun bu sessiz ama vakur bekleyişi zamanla tüm Japonya’da, hatta dünyada sadakatin simgesi olarak anılmasını sağladı.
8 Mart 1935’te Shibuya sokaklarında cansız bedeni bulunduğunda, 11 yaşındaydı ve yapılan otopside kanser olduğu anlaşıldı. Onu bugün, sevgili sahibi Profesör Ueno’nun Aoyama Mezarlığı’ndaki kabrinin hemen yanı başında, ebedi uykusunda bulabilirsiniz.
Hachiko henüz hayattayken, 1934 yılında heykeltıraş Teru Andō tarafından ilk bronz heykeli bu istasyona dikilmiştir. Maalesef İkinci Dünya Savaşı sırasında metal ihtiyacı nedeniyle bu heykel eritilmiştir. Ancak hikâye o kadar derindir ki, 1948 yılında orijinal sanatçının oğlu Takeshi Andō tarafından bugünkü heykel yeniden yapılmıştır.
Minik Bir Not: Bazı anlatılar Hachiko’nun bu kadar sadık kalmasının bir nedeninin de istasyon önündeki yakitori (ızgara tavuk) satıcılarının ona yemek vermesi olabileceğini söyler. Hatta otopsisinde midesinde yakitori çubuklarına rastlandığı da bir gerçektir. Ama biz rehberler, onun kalbindeki o büyük sevgiyi ve sadakati her zaman ön planda tutmayı tercih ederiz.
Shibuya’nın o meşhur heykelinin başında dururken, bu sadık dostumuzun hikâyesinin sadece Japonya sınırlarında kalmadığını, beyaz perde sayesinde tüm dünyanın kalbine dokunduğunu söylemeden geçemem. Hachiko’nun o muazzam bekleyişini anlatan ve izleyen herkesi gözyaşlarına boğan iki temel filmden size bahsetmek istiyorum:
- Hachiko Monogatari (1987)
Bu hikâyenin ana vatanından çıkan ilk ve en orijinal film, 1987 yapımı olan “Hachiko Monogatari”dir,. Japon yönetmen Seijiro Koyama tarafından çekilen bu eser, Hachiko’nun hayatını en saf haliyle beyaz perdeye aktarmıştır. Hatta bu kıymetli yapım, ülkemizde düzenlenen Japon Filmleri Festivali ve İstanbul Film Festivali’nde de gösterilerek Türk sinemaseverlerle buluşmuştu. Eğer bu vefa dolu hikâyeyi derinlemesine anlamak isterseniz, uzmanlar genellikle işe önce bu orijinal Japon yapımını izleyerek başlamanızı öneriyor.
- Hachiko: A Dog’s Tale / Hachiko: Bir Köpek Hikâyesi (2009)
Hikâyenin tüm dünyada bir fenomene dönüşmesini sağlayan ise 2009 yılındaki Hollywood uyarlamasıdır. Yönetmen koltuğunda Lasse Hallstrom’un oturduğu bu filmde, sadık dostumuzun sahibi Profesör Ueno’yu (filmdeki adıyla Profesör Parker Wilson) ünlü oyuncu Richard Gere canlandırmıştır.
Bu filmle ilgili size sette yaşanmış küçük bir sır vereyim: Film çekimleri sırasında Hachiko rolünü tek bir köpek değil, üç farklı Akita cinsi köpek dönüşümlü olarak oynamıştır. Bu yapım, Akita ırkının dünya çapında tanınmasında ve popülerliğinin artmasında çok büyük bir rol oynamıştır.
İster Japon yapımını ister Hollywood versiyonunu izleyin; her iki film de insan ve hayvan arasındaki o saf sevgiyi, sarsılmaz sadakati ve dostluğu o kadar içten işler ki, mendillerinizi yanınıza almadan ekran başına geçmemenizi tavsiye ederim. Hachiko’nun mirası, bu eserler sayesinde bizlere vefanın ne demek olduğunu hatırlatmaya devam ediyor.
Eğer yolunuz 8 Mart’ta buraya düşerse, heykelin önünde düzenlenen büyük anma törenlerine şahitlik edebilirsiniz.
Tarihin o tozlu sayfalarını biraz araladığımızda, karşımıza sadece hüzünlü bir sadakat hikâyesi değil, aynı zamanda o günün siyasi atmosferinin bir yansıması da çıkıyor. Hachiko’nun hikâyesinin bir savaş propagandası olarak kullanılıp kullanılmadığı sorusu, bugün bile bazı akademisyenler tarafından tartışılan oldukça derin bir konudur.
Gelin, bu madalyonun diğer yüzüne birlikte bakalım:
- Zamanlama ve İdeoloji: Hachiko, Japonya’da militarizmin ve milliyetçiliğin hızla yükseldiği bir dönemde yaşamıştır. Tokyo Üniversitesi’nden Profesör Masaru Mizoguchi, Hachiko’yu “sadık bir köpekten ziyade, savaş propagandası için kullanılmış zavallı bir hayvan” olarak tanımlamaktadır.
- Eğitim Sistemi ve Ders Kitapları: Henüz Hachiko hayattayken, 1934 yılında bu etkileyici öykü tüm Japonya’daki ilkokul ikinci sınıf öğrencilerinin ders kitaplarına dahil edilmiştir. Hatta o dönemde çocuklara “Ona olan borcunu unutma” gibi başlıklarla sunulan kitaplar, sadakat duygusunu toplumsal bir görev olarak aşılamayı hedeflemiştir.
- Sembolizmin Gücü: Hachiko’nun sahibine olan sarsılmaz bağlılığı, o dönemde halktan ve askerlerden beklenen “imparatora ve devlete mutlak sadakat” düşüncesiyle örtüştüğü için stratejik bir simge haline getirilmiştir.
- Acı Bir Çelişki: Sadakatinin onuruna 1934’te dikilen o ilk heybetli bronz heykel, maalesef İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna doğru metal ihtiyacını karşılamak amacıyla ordu tarafından eritilmiştir. Bu durum, savaşın soğuk yüzünün bu duygusal sembolü bile nasıl harcayabildiğinin en somut örneğidir.
Kısacası misafirler, Hachiko’nun kalbindeki o saf sevgi gerçektir; ancak bu sevginin o günün şartlarında toplumu bir arada tutmak ve belli değerleri aşılamak için bir araç olarak kullanıldığı da tarihsel bir gerçektir. Bu durum, Hachiko’nun muazzam yüreğinden bir şey eksiltmese de hikâyenin nasıl farklı amaçlara hizmet edebildiğini bizlere gösteriyor.
Shibuya sokaklarında bu sadık dostun ismini taşıyan minibüsler de hizmet veriyor.
Hachiko’nun mirası sadece bronz bir heykelde donup kalmamış, bu vefalı ismin hatırası bugün Shibuya’nın günlük yaşamının bir parçası haline gelmiş durumda. İşte bu özel minibüslerle ilgili bilmeniz gerekenler:
- Hizmet Alanı: Hachiko minibüsleri olarak bilinen bu araçlar, Shibuya ilçesi içinde tam üç farklı semte giden ring seferleri düzenliyor.
- Kullanım Amacı: Bu minibüsler sadece sıradan bir ulaşım aracı değil; özellikle yaşlılar ve çocuklar için belirli bir saate kadar ring hizmeti vererek hayatı kolaylaştıran bir sosyal hizmet görevi de görüyor.
Gördüğünüz gibi misafirler, Hachiko’nun adı bugün hala Shibuya halkına yardım etmeye, onlara eşlik etmeye devam ediyor. Eğer bir gün yolunuz buraya düşerse ve bu küçük minibüslerden birini görürseniz, Hachiko’nun o yardımsever ruhunun hala bu sokaklarda dolaştığını hatırlayın.
Shibuya’nın bu kalabalık meydanında, Hachiko’nun o sessiz ve vakur bekleyişinin hatırası bugün hâlâ çok özel törenlerle yaşatılmaya devam ediyor. Anma etkinlikleri, sadık dostumuzun 1935 yılındaki vefatının yıl dönümü olan her 8 Mart tarihinde gerçekleştirilir. Ancak bazı kaynaklar, bu özel geleneğin vefa ve sadakat duygusunu pekiştirmek amacıyla 8 Nisan’da düzenlenen törenlerle de kutlandığını belirtmektedir.
Törenler, Shibuya İstasyonu’nun önünde bulunan ve bugün Hachiko Çıkışı olarak bilinen noktadaki bronz heykelin hemen başında yapılır,. Bu anlamlı günde dünyanın dört bir yanından gelen hayvanseverler, turistler ve yerel halk, bu eşsiz sadakat simgesine olan saygılarını sunmak için meydanda bir araya gelirler.
Bu buluşmalar, sadece bir köpeği anmak değil; insan ve hayvan arasındaki o sarsılmaz bağın, saf sevginin ve vefa kavramının tüm dünyaya yeniden hatırlatıldığı duygusal anlara sahne olur. Ziyaretçiler heykelin çevresini çiçeklerle donatarak bu efsanevi bekleyişin anısını onurlandırırlar.
Hachiko’nun hikâyesi o kadar derindir ki, vefatının 80. yılı (2015) gibi büyük dönüm noktalarında, ona hayattayken dokunma şerefine erişmiş özel konukların davet edildiği ve yeni anıtların açıldığı çok daha geniş kapsamlı törenler düzenlenmiştir.
Hachiko’nun mirası, her yıl bu meydanda toplanan kalabalıkların yüreğinde, ona olan borcumuzu unutmamak adına bir gelenek olarak yaşamaya devam ediyor. Bu duygusal atmosferi yerinde solumak, sadakatin ne kadar zamansız bir kavram olduğunu bir kez daha anlamamızı sağlıyor.
Shibuya’da sadece alışveriş ve neon ışıklar yok; burada bir köpeğin insanlığa verdiği en büyük derslerden biri, “hiç bitmeyen bir bekleyiş” var.
Şimdi hazırsanız, bu duygusal yolculuğun ardından Shibuya’nın diğer renkli sokaklarına doğru ilerleyelim!
Keyifli geziler dilerim!

