Gamcheon Culture Village
Makale Okuma Süresi
9 January 2026 tarihinde Özgür Gülün tarafından güncellendi.
Merhaba sevgili gezgin dostlarım, hayalperest ruhlar, ruhu çocuk kalanlar ve dünyayı bir tuval gibi gören sanatsever dostlarım!! Bugün sizi Busan’ın kalbinde, gökkuşağının yeryüzüne indiği, zamanın yavaş aktığı ve her köşesinde bir masalın fısıldandığı o büyülü yere; Gamcheon Culture Village’ne götürüyorum. Kemerlerinizi bağlayın demiyorum, çünkü bu dik yamaçlarda en çok ihtiyacınız olan şey sağlam bir çift yürüyüş ayakkabısı ve bitmek bilmeyen bir merak duygusu olacak!
Hadi, bu renkli labirentin derinliklerine, Busan’ın “Santorini”si olarak anılan bu eşsiz köye doğru masalsı yolculuğumuza başlayalım.
-
- Neden “Kore’nin Santorini’si” Olarak Anılıyor?
- Gökyüzü ve Yeryüzünün Buluşması: Taegukdo Felsefesi
- Miro Miro Projesi: Bir Mahallenin Sanatla Yeniden Doğuşu
- Damga Peşinde Bir Serüven: Gizemli Labirentin Anahtarı
- Küçük Prens’in Yanında Bir Mola: Sonsuzluğa Bakış
- Yıldızları Gören Merdivenler: 148 Basamaklı Bir Mücadele
- UNESCO Onaylı Bir Başarı Öyküsü: Sürdürülebilir Bir Gelecek
- Sanat ve Yaşamın İç İçe Geçtiği Köşeler
Bir Savaşın Gölgesinden Doğan Direniş: Gamcheon ve Kore Savaşı
Her masalın bir başlangıcı vardır ama Gamcheon’unki biraz hüzün ve büyük bir hayatta kalma mücadelesiyle yoğrulmuştur. Kore Savaşı’nın o karanlık ve fırtınalı yıllarında Busan, Güney Kore’nin elinde kalan nadir bölgelerden biriydi ve bu yüzden savaşın yıkımından kaçan binlerce mülteci için güvenli bir liman oldu. Şehrin düzlüklerinde yer bulamayan çaresiz mülteciler ve Taegukdo dinine inananlar, Busan’ın bu dik ve ulaşılması zor yamaçlarına sığınmak zorunda kaldılar.
O dönemde hiçbir şehir planı yoktu; insanlar elleriyle, tırnaklarıyla 33 metrekareden küçük, içinde tuvaleti bile olmayan derme çatma evler inşa ettiler. Bu dik yamaçlara kurulan mahalleler, Korece “dağ yolları” anlamına gelen Sanbok yollarını oluşturdu. Gamcheon, o yıllarda yoksulluğun ve savaşın izlerini en derin şekilde taşıyan bir “gecekondu mahallesinden” farksızdı. Ancak bu hüzünlü başlangıç, ileride dünyanın en çok merak edilen sanat duraklarından birine dönüşecekti.
Neden “Kore’nin Santorini’si” Olarak Anılıyor?
Sevgili gezgin dostlarım, Gamcheon’un kapısından girdiğiniz an gözlerinizi kamaştıran o manzara size neden buraya “Kore’nin Santorini’si” dendiğini hemen anlatacaktır. Yunanistan’ın o meşhur adası gibi, Gamcheon da dik bir yamaca kurulu, kat kat yükselen bir mimariye sahiptir. Ama burayı asıl Santorini ile eşleştiren şey, birbirinin manzarasını asla kapatmayan, pastel tonlara boyanmış kutu gibi evlerin deniz manzarasıyla birleşmesidir.
Güneş ışıkları köyün üzerine düştüğünde; mavi çatılar, pembe, sarı ve yeşil duvarlar adeta birer kibrit kutusu gibi üst üste dizilmiş görünür. Bu çok katlı ve teraslı yapı, denizin turkuaz sularıyla birleştiğinde size Ege’nin o masalsı havasını, Kore’nin kendine has ruhuyla harmanlayarak sunar. İşte bu yüzden burası sadece bir köy değil, aynı zamanda “Busan’ın Machu Picchu’su” ve “Lego Şehri” gibi pek çok sevgi dolu lakabın da sahibidir.
Gökyüzü ve Yeryüzünün Buluşması: Taegukdo Felsefesi
Köyün bu kadar düzenli ve saygılı bir yerleşim planına sahip olmasının ardında derin bir inanç yatar. 1950’li yıllarda buraya yerleşen 800 kadar aile, Yin ve Yang felsefesine inanan Taegukdo topluluğunun üyeleriydi. Bu inancın en güzel dışa vurumu mimaride gizlidir: “Başkalarının da refah içinde yaşamasına izin ver” ilkesi gereği, hiçbir ev arkasındaki evin görüş alanını kapatmayacak şekilde inşa edilmiştir.
Bugün Güney Kore bayrağında gururla süzülen o meşhur Taeguk sembolü, bu köyün sokaklarında bir zamanlar yankılanan sessiz duaların ve evrenin dengesine duyulan saygının bir yansımasıdır. Bu felsefe, Gamcheon’u sadece bir yerleşim yeri değil, bir toplumsal dayanışma anıtı haline getirmiştir.
Miro Miro Projesi: Bir Mahallenin Sanatla Yeniden Doğuşu
Zaman geçip savaşın izleri silinmeye başladığında, Gamcheon yaşlanmış ve sessizliğe gömülmüştü. Gençler şehre taşınmış, evler terk edilmiş ve köy Busan’ın en yoksul bölgelerinden biri olarak kaderine terk edilmişti. Ancak 2009 yılında Kore Hükümeti’nin desteğiyle başlatılan Miro Miro Projesi, bu hüzünlü tabloyu bir sanat şölenine dönüştürdü.
Sanatçılar, öğrenciler ve mahalle sakinleri el ele vererek, yıkılmak üzere olan evleri sanat galerilerine, gri duvarları ise devasa tablolara dönüştürdüler. Terk edilmiş evler restore edilerek küçük müzeler ve yaratıcı atölyeler haline getirildi. Bugün 66’dan fazla sanat eseri köyün her yanına serpilmiş durumdadır ve Gamcheon, Busan’ın en renkli ve sanatsal noktası olarak yeniden doğmuştur.
Damga Peşinde Bir Serüven: Gizemli Labirentin Anahtarı
Köyün dar ve kıvrımlı sokaklarında kaybolmak neredeyse kaçınılmazdır, ama bu köyde kaybolmak aslında en güzel maceradır! Bu macerayı bir oyun haline getirmek isterseniz, girişteki Haneul Maru Turist Bilgi Merkezi’nden bir köy haritası satın alabilirsiniz. Bu harita, sizin bu renkli labirentteki pusulanız olacak.
Haritanın üzerinde 12 farklı durak noktası bulunur ve her durakta bir damga (mühür) toplamanız gerekir. Bazen bir galerinin gizli bir köşesinde, bazen de köyün en yüksek tepesindeki bir gözlem noktasında bu damgaları arayacaksınız. Tüm damgaları topladığınızda ise bu yolculuğun hatırası olarak size iki adet özel kartpostal hediye edilir. Yürürken duvarlardaki “yüzen balık” işaretlerini takip etmeyi unutmayın; onlar size en popüler noktaları gösteren sessiz rehberlerinizdir.
Küçük Prens’in Yanında Bir Mola: Sonsuzluğa Bakış
Köyün en ikonik ve en çok fotoğraf çekilen noktasına geldik: Küçük Prens ve Tilkisi. Yamacın kenarında oturmuş, aşağıdaki renkli evlere ve uzaklardaki Busan limanına bakan bu heykel, köyün masalsı ruhunun bir sembolüdür. Koreliler Küçük Prens’i çok severler, çünkü o, hayatın zorlukları içinde kaybolan yetişkinlere, içlerindeki o masum çocuğu ve hayata dair basit ama derin bilgeliği hatırlatır.
Bu minik kahramanla yan yana oturup manzarayı izlemek için bazen uzun bir kuyrukta beklemeniz gerekebilir. Ancak sabredip o kareyi yakaladığınızda, kendinizi gerçekten de Antoine de Saint-Exupéry’nin bir hikâye sayfasının içinde hissedeceksiniz.
Yıldızları Gören Merdivenler: 148 Basamaklı Bir Mücadele
Masalımızda her zaman düz yollar yok dostlarım; bazen karşınıza “yıldızları görebileceğiniz” zorlu basamaklar çıkacak! Köyün meşhur 148 basamaklı merdiveni, adını bu dik yokuşu çıkarken harcanan emekten alır. Rivayete göre, elinizde ağır paketlerle bu merdivenleri tırmanan mahalle sakinleri, yorgunluktan başları döndüğünde gündüz vakti bile gökyüzünde yıldızlar görürmüş.
Neyse ki çoğu gezgin bu merdivenleri aşağı doğru inmeyi tercih eder, böylece dizlerini yormadan bu tarihi basamakların tadını çıkarabilirler. Bu merdivenler, köyün eski sakinlerinin her gün verdiği yaşam mücadelesinin en somut hatıralarından biridir.
Geleceğe Mektup: Yavaş Posta Kutusu
Zamanın yavaşladığı bu köyde, anılarınızı geleceğe saklamak ister misiniz? Haneul Maru gözlem noktasında kırmızı, nostaljik bir posta kutusu göreceksiniz. Bu kutunun adı Yavaş Posta Kutusu’dur. Buradan kendinize veya sevdiklerinize bir kartpostal gönderdiğinizde, o kart tam bir yıl sonra adresine ulaşır. Bugün hissettiğiniz o heyecanı ve bu renkli sokaklardaki mutluluğunuzu bir yıl sonra yeniden hatırlamak, hayatın size verdiği en güzel hediyelerden biri olacaktır.
UNESCO Onaylı Bir Başarı Öyküsü: Sürdürülebilir Bir Gelecek
Gamcheon sadece turistlerin gözdesi olan bir yer değil, aynı zamanda uluslararası düzeyde takdir edilen bir başarı öyküsüdür. Burası, Kore UNESCO Sürdürülebilir Kalkınma İçin Eğitim Resmi Projesi olarak tescillenmiştir. Köy, sanatın ve kültürün bir mahallenin kaderini nasıl değiştirebileceğine dair dünyaya örnek olmuştur.
Yerel halkın katılımıyla yürütülen bu dönüşüm projesi; UN-HABITAT Asya Kent Estetiği Ödülü dahil olmak üzere pek çok uluslararası ödül kazanmış ve kentsel dönüşümün sadece binaları yıkıp yapmak değil, ruhu olan bir topluluk inşa etmek olduğunu tüm dünyaya kanıtlamıştır. UNESCO’nun bu onayı, Gamcheon’un sadece geçmişini değil, geleceğini de koruma altına aldığının bir nişanesidir.
Sanat ve Yaşamın İç İçe Geçtiği Köşeler
Yürüyüşünüz boyunca karşınıza sadece duvar resimleri çıkmayacak. Eski jean pantolonlardan yapılmış saksılar, devasa Murakami tarzı enstalasyonlar ve yerel halkın gerçek yüzlerinden modellenmiş heykellerle karşılaşacaksınız. Özellikle Küçük Müze’yi (Little Museum) mutlaka ziyaret edin; burada mahalle sakinlerinin bağışladığı eski mutfak gereçleri ve fotoğraflar sayesinde köyün geçmişine dair hüzünlü ama umut dolu bir bakış atabilirsiniz.
Pencerelerin önünde güneşlenen kedileri, pazar alışverişinden dönen o meşhur ve çalışkan Koreli teyzeleri (Ajumma) görmek size buranın sadece bir turistik dekor değil, yaşayan bir mahalle olduğunu hatırlatacaktır.
Sevgili dostlarım, Gamcheon Kültür Köyü, insan azminin, saygının ve sanatın birleşerek bir mucizeyi nasıl var edebileceğinin en güzel kanıtıdır. Busan’ın modern gökdelenlerinden kaçıp bu pastel renkli sokaklara adım attığınızda, kalbinizin bir parçasının o labirentlerde kalacağına eminim.
Bir sonraki masalsı durağımızda buluşana dek, merakınız taze, yolunuz açık olsun!

