Ankara Okulu
Article Reading Time
![]()
8 July 2026 tarihinde Özgür Gülün updated.
Kore Savaşı sırasında Türk askerleri tarafından kurulan Ankara Okulu’nun temel amacı, savaşın yıkıcı ortamında ailesini kaybetmiş, kimsesiz ve korumasız kalmış Koreli yetimlere güvenli bir yuva sunmak, temel ihtiyaçlarını karşılamak ve eğitim almalarını sağlamaktır.
Kaynaklara göre okulun amaçları ve faaliyetleri şu detaylarla öne çıkmaktadır:
- İnsani Yardım ve Barınma: Savaşın dondurucu soğuğunda ve açlık ortamında sokakta kalan çocukları koruma altına almak okulun öncelikli hedefiydi. Türk Tugayı komutanı General Tahsin Yazıcı, bu çocukların barındırılmasını ve beslenmesini bir “vicdan borcu” olarak görmüştür.
- Eğitim Faaliyetleri: Çocukların savaş nedeniyle eğitimlerinden geri kalmamaları için okulda Türkçe, İngilizce ve Korece dillerinde eğitim verilmiştir. Okulun kurucularından Astsubay Hüseyin Dinçtürk, öğrencilere çeşitli marşlar ve şarkılar öğreterek bizzat müzik öğretmenliği de yapmıştır.
- Psikolojik Destek ve Rehabilitasyon: Savaşın olumsuz etkilerini ve travmalarını hafifletmek amacıyla çocuklara sevgi ve aile sıcaklığı sunulmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda, çocukların moralini yükseltmek için müzik ve spor derslerine, özellikle piyano eğitimine ve halk oyunlarına büyük önem verilmiştir.
- Sağlık Hizmetleri: Okulun hemen yanındaki Sıhhiye Bölüğü tarafından kurulan revir aracılığıyla çocukların sağlık kontrolleri ve tedavileri eksiksiz yapılmıştır.
- Geleceğe Hazırlık: Türk askerleri, savaş ortasında bile okul açarak bir ülkenin istikbalinin ve gerçek kurtuluşunun ancak eğitimle mümkün olabileceğini tüm dünyaya göstermeyi amaçlamıştır.
Ankara Okulu, sadece bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda Türk askerinin merhametinin bir simgesi olarak çocukları “tekrar yaşama döndürme” misyonunu üstlenmiştir.
Ankara Okulu’nda eğitim alan Koreli öğrencilerin anıları, savaşın ortasında buldukları aile sıcaklığı, kültürel uyum ve derin bir aidiyet duygusu üzerine yoğunlaşmaktadır.
Kaynaklara göre öğrencilerin paylaştığı başlıca anılar ve duygular şunlardır:
- İlk Karşılaşma ve Güven: Gerçek adı Kim Eunja olan Ayla, ilk başta Türk askerlerini “yabancı” ve asker oldukları için korkutucu bulduğunu ancak kısa sürede onlarla oyunlar oynamaya başladığını hatırlamaktadır. Kendisi için hazırlanan özel yatakta uyuduğunu ve Türk askerlerinin ona bir yuva sunduğunu belirtmiştir.
- “Anne ve Baba” Figürü Olarak Türk Askeri: Mezunlardan Yoon Yeo Yeon, Türk askerlerinin kendilerine sadece eğitim vermediğini, aynı zamanda hem annelik hem de babalık yaptığını gözyaşlarıyla anlatmıştır. Ayla da Süleyman Astsubay’ı öz babası olarak gördüğünü ve Türkiye’yi “baba ülke” olarak tanımladığını ifade etmiştir.
- Kimlik ve Aidiyet: Ankara Okulu’na kaydedilirken gerçek adını (Kim Eunja) hatırlamayan Ayla, müdürün “Koreli ismi olması gerektiği” yönündeki uyarısına “Ama ben Türk’üm” diyerek karşılık vermiştir. Birçok çocuk, Türk askerlerini o kadar içselleştirmiştir ki Türkçeyi ana dilleri gibi konuşup yazmaya başlamışlardır.
- Müzik ve Şarkılar: Öğrencilerin en canlı anılarından biri, birlikte söyledikleri şarkılardır. Okulda “Ankara, Ankara, güzel Ankara” marşı, “Kâtibim” türküsü ve İstiklal Marşı ezberletilmiş, çocuklar bu marşları her sabah derse başlamadan önce hep bir ağızdan söylemişlerdir. Ayla, 60 yıl sonra bile “Üsküdar’a Gider İken” şarkısını ve Türkçe olarak birden sekize kadar saymayı unutmadığını belirtmiştir.
- Milli Bayramlar ve Sosyal Yaşam: Öğrenciler, Türk Tugayı’nın kutladığı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile 19 Mayıs gibi tüm milli bayramlara iştirak etmiş, törenlerde Türkçe şarkılar söylemişlerdir. Ayrıca askerler tarafından zaman zaman Türk şehitliğine de götürülmüşlerdir.
- Ayrılık ve Yeniden Buluşma: Türk askerleri Kore’den ayrılırken çocuklar büyük bir yıkım yaşamıştır. Ayla, o dönemde babasının (Süleyman Astsubay) kendisinden ayrılmak istediğini sanarak çok kırıldığını ve arkasından çok ağladığını hatırlamaktadır. 60 yıl sonraki buluşmada ise ilk sözleri “Neden bu kadar uzun sürdü? Neden beni daha önce bulmadın?” olmuştur.
Ankara Okulu mezunları, bugün bile kendilerini ölümün kıyısından çekip alan Türk askerlerini minnet ve şükranla anmaya devam etmektedirler.
Ankara Okulu’nun açılmasına ve ilk faaliyetlerine öncülük eden isimler, Türk Tugayı’nın farklı kademelerindeki komutanlar ve askerlerdir. Kaynaklara göre bu sürecin mimarları şunlardır:
- General Tahsin Yazıcı: 1. Kore Türk Tugayı Komutanı olarak okulun kurulmasındaki en yetkili isimdir. Sokaktaki yetim çocukların durumunu bir “vicdan borcu” olarak görmüş; önce bir sahra çadırı kurdurarak çocukları koruma altına almış, ardından tugay yakınındaki bir binanın onarılarak okula dönüştürülmesi emrini vermiştir.
- Astsubay Hasan Hüseyin Dinçtürk: Okulun fiili kurucusu ve fikir babalarından biri olarak kabul edilir. İkmal takımında görevliyken çocukların zor durumuna şahit olmuş ve karargah komutanından onay alarak sorumlu olduğu deponun bir kısmını askerleriyle birlikte bir sınıfa dönüştürmüştür. Okula “Ankara Okulu” adını veren ve burada müzik öğretmenliği de yapan isimdir.
- Kıdemli Başçavuş Bahattin: Tugayda çocukları her gün doyurmaya başlayan ve bu insani durumu General Tahsin Yazıcı’ya rapor ederek okulun kurulma sürecini başlatan kişidir.
- Binbaşı Seyfi Aksu: Sıhhiye Bölüğü Baştabibi olarak, Ankara Okulu’ndaki eğitimlerin aksamadan yürütülmesiyle bizzat ilgilenmiş ve çocukların sağlık hizmetlerini organize etmiştir.
Okul açıldıktan sonra görev devralan Tuğgeneral Namık Arguç, Tuğgeneral Sırrı Acar ve General Mete Yurdakul gibi sonraki tugay komutanları da okula yeni binalar ve araziler kazandırarak kurumun gelişmesine ve uzun yıllar hizmet vermesine öncülük etmişlerdir.
AYLA FİLMİ
Kim Eunja (Ayla) ve Süleyman Astsubay’ın hikayesi, 1950 yılında Kore Savaşı’nın en şiddetli ve dondurucu günlerinde başlayan, yaklaşık 60 yıl sonra mucizevi bir buluşmayla tamamlanan derin bir baba-kız bağının öyküsüdür.
1950 yılının dondurucu bir kış gecesinde, sıcaklığın eksi 35 derecelere kadar düştüğü bir ortamda, o dönemde 25 yaşında olan Astsubay Süleyman Dilbirliği, birliğinin geri çekildiği sırada çalılıkların arasında ağlayan küçük bir kız çocuğu bulmuştur. Ailesinin öldürüldüğü anlaşılan ve tir tir titreyen yaklaşık 5 yaşındaki bu çocuğu Süleyman Astsubay hemen kucaklayarak birliğine götürmüştür.
- İsim Verilmesi: Çocuğun gerçek adı Kim Eunja’dır ancak Türk askerleri bu ismi telaffuz etmekte zorlanmışlardır. Süleyman Astsubay, dolunayın altında yüzü ay gibi parladığı için ona “Ayla” ismini vermiştir.
Ayla, yaklaşık 15 ay boyunca Türk Tugayı’nda askerlerin arasında yaşamıştır. Süleyman Astsubay ona kendi evladı gibi bakmış; saçlarını kesmiş, banyo yaptırmış ve ona kıyafetler almıştır. Ayla kısa sürede Türkçeyi öğrenmiş, askerlerin neşesi ve maskotu haline gelmiştir. Ayla, Süleyman Astsubay’ı öz babası olarak benimsemiş ve ona “baba” demeye başlamıştır.
Türk Tugayı’nın görev süresi dolup Türkiye’ye dönme vakti geldiğinde, Süleyman Astsubay Ayla’yı da yanında götürmek istemiş ancak dönemin yasaları buna izin vermemiştir. Büyük bir üzüntüyle Ayla, Türk askerlerinin Suwon’da kimsesiz çocuklar için açtığı Ankara Okulu’na yerleştirilmiştir. Ayrılık sırasında Ayla, babasının kendisini terk ettiğini sanarak çok ağlamış, Süleyman Astsubay da Türkiye’ye döndükten sonra uzun yıllar onun hasretini çekmiştir.
Aradan geçen 60 yıl boyunca Süleyman Dilbirliği, Ayla’yı hiç unutmamıştır. 2010 yılında Kore Savaşı’nın 60. yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen bir resepsiyonda hikayesini anlatması üzerine, Koreli yetkililer ve gazeteciler Ayla’yı aramaya başlamıştır.
- Buluşma: Yapılan araştırmalar sonucu Kim Eunja (Ayla) bulunmuş ve 2010 yılında Seul’deki Ankara Parkı’nda büyük bir buluşma gerçekleşmiştir. Ayla’nın ilk sözleri “Neden bu kadar uzun sürdü? Neden beni daha önce bulmadın?” olmuştur.
Bu buluşmadan sonra baba-kız sık sık mektuplaşmış ve Ayla birkaç kez Türkiye’ye gelerek babasını ziyaret etmiştir. Süleyman Dilbirliği, 7 Aralık 2017 tarihinde İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 91 yaşında vefat etmiştir. Ayla, vefatından kısa bir süre önce hastaneye gelerek manevi babasıyla son kez helalleşmiştir. Süleyman Astsubay’ın 65 yıllık eşi Nimet Hanım da eşinden sadece bir gün sonra hayatını kaybetmiştir.
Bu etkileyici gerçek yaşam öyküsü, 2017 yılında “Ayla” isimli sinema filmiyle beyaz perdeye aktarılmış ve milyonların sevgisini kazanmıştır.
Ankara Okulu’nda uygulanan eğitim müfredatı ve dil eğitimi, savaş mağduru çocukların durumları göz önünde bulundurularak özel olarak şekillendirilmiştir.
Okulda verilen eğitime dair detaylar şunlardır:
- Eğitim Dilleri: Eğitim; Türkçe, İngilizce ve Korece olmak üzere üç farklı dilde verilmekteydi. Okulda verilen kısmi Türkçe eğitimi sayesinde Koreli çocuklar kısa sürede Türkçeyi öğrenmiş, hatta İstiklal Marşı’nı ezberlemişlerdir. Bazı öğrencilerin Türkçeyi ana dilleri gibi konuşup yazabildikleri de kayıtlara geçmiştir.
- Hafifletilmiş Müfredat: Savaşın olumsuz şartlarından etkilenen çocukları fazla yormamak ve rehabilite etmek amacıyla hafif bir müfredat programı uygulanmıştır.
- Önem Verilen Dersler: Müfredatta özellikle müzik ve beden eğitimi (spor) derslerine büyük önem verilmiştir.
- Müzik Eğitimi: Çocukların morallerini yükseltmek için müzik aletleri, özellikle de piyano çalmayı öğrenmeleri sağlanmıştır. Tugay Bandosu personeli ve müzik bilen askerler bu derslere yardımcı olmuşlardır.
- Öğretilen Eserler: Müzik derslerinde çocuklara İstiklal Marşı, Ankara Marşı, Kâtibim Türküsü ve kolay telaffuz edilebilen popüler marşlar ile şarkılar öğretilmiştir.
- Kültürel Eğitim: Derslerin yanı sıra çocukların Türk kültürünü öğrenmelerine de önem verilmiş, askerler kendi kumanyalarını paylaşarak ve çocuklarla yakından ilgilenerek bu kültürel bağın kurulmasında rol oynamışlardır.
Eğitim faaliyetlerinde Güney Kore Hükümeti tarafından atanan ve ücret almadan çalışan Koreli öğretmenler ile Türk subayları ve astsubayları birlikte görev yapmışlardır.
Ankara Okulu, bugün Güney Kore’nin Suwon kenti (Seul’e yaklaşık 70 km mesafede) sınırları içerisinde çeşitli anıtlar, isimler ve parklarla yaşatılmaktadır. Okulun fiziksel binası zamanla yıkılmış olsa da hatırası kentin dokusuna işlenmiştir.
Okulun günümüzdeki izleri şunlardır:
- Ankara Okulu Parkı (Ankara School Park): Okulun asıl binasının bulunduğu arazi, Suwon Belediyesi tarafından bir parka dönüştürülmüştür. 25 Haziran 2013 tarihinde yapılan bir törenle bu parka resmi olarak “Ankara Okulu Parkı” adı verilmiştir. Parkta Güney Kore ve Türkiye bayraklarının yer aldığı bir anıt taşı bulunmaktadır.
- Ankara Yolu (Ankara-ro): Parkın önünden geçen ve bölgedeki ana caddelerden biri olan yola, Türk askerinin hatırasına hürmeten “Ankara Yolu” ismi verilmiştir.
- Ankara Kimsesizler Yurdu Kuruluş Anıtı: Suwon Belediyesi, parkın yakınına Türk askerlerinin Koreli yetimler için yaptıklarını anlatan; Türkçe, İngilizce ve Korece dillerinde hazırlanmış bir kitabe/anıt dikmiştir.
- Seodun İlkokulu ve “Ankara Salonu”: Ankara Okulu öğrencilerinin bir kısmının devam ettiği veya mezun olduğu bölgedeki Seodun İlkokulu’nda, okulun anısını yaşatmak için spor salonuna veya bir bölüme “Ankara Salonu” (Ankara-gwan) adı verilmiştir.
- Gelecek Planları: Suwon Belediyesi, Ankara Okulu’nun bulunduğu araziyi daha da genişleterek bölgede daha kapsamlı bir “Ankara Kültür Parkı” oluşturmayı planlamaktadır.
Bu mekanlar, sadece birer fiziksel işaret değil, aynı zamanda iki ülke arasındaki “kan kardeşliği” bağının ve Türk askerinin savaşın ortasında gösterdiği merhametin birer simgesi olarak kabul edilmektedir.

